Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Müge Neda Altınoklu, BirGün'de kaleme aldığı yazısında, hane tasarruflarının korunmasına yönelik bir güvence kurulmadan sürdürülen modelin risklerine değindi. Altınoklu, milyonlarca kişinin borsaya giriş nedenlerini incelediği 'B Planı: Türkiye’de Borsa Katılımı ve Telafi Edici Finansallaşma' isimli kitabına atıfta bulunarak, bu süreci 'telafi edici finansallaşma' olarak adlandırdı.
Altınoklu'ya göre, 2018 krizi ve yüksek enflasyon döneminde ücret, mevduat ve konut gibi geleneksel tasarruf araçlarının daralmasıyla birlikte borsa, kaybı telafi etme kanalına dönüştü. Bu süreçte piyasaya giren yatırımcıları 'mecbur yatırımcı' olarak tanımlayan Altınoklu, bu kişilerin kazanmak için değil, kaybetmemek için piyasada kaldığını ileri sürdü. Yazıda, yatırımcıların piyasadan elde ettikleri kazançları yeniden yatırıma yönlendirmek yerine kira, fatura ve mutfak giderleri gibi temel ihtiyaçlara aktardığı belirtildi.
“Mecbur yatırımcı kazanmak için değil, kaybetmemek için bu piyasada.”
Karşılaştırma
Sürecin mimarının devlet olduğunu savunan Altınoklu, 2021 ile 2023 ortası arasında uygulanan düşük faiz politikasının hane mevduatlarını reel olarak erittiğini ifade etti. Bu dönemde hisse senedi yatırımcısı sayısının 1 milyon civarından 2023 yılında 8,5 milyonun üzerine çıktığını aktardı. Ayrıca, 6 Şubat depreminin ardından BES'te devlet katkısı fonlarının asgari hisse oranının yüzde 10'dan yüzde 30'a çıkarılmasının, hane birikimlerini bir fiyat desteğine dönüştürdüğünü belirtti.
Altınoklu, Eylül ayında yaşanan fon krizinin bir piyasa çalkantısından daha fazlasını ifade ettiğini ve 2020 yılından itibaren bir 'devlet projesi' olarak yükselen borsanın, günümüzde devletin kendi kriz alanına dönüştüğünü öne sürdü. Yazıda, krizlerin ve olası yeni ekonomik sarsıntıların bedelinin kime yükleneceği sorusunun kritik bir mesele olduğu vurgulandı.
Kaynaklar
Kesinleşen: Hisse senedi yatırımcısı sayısı 2023 yılında 8,5 milyonu aştı.
Henüz belirsiz: Krizlerin ve olası yeni ekonomik sarsıntıların bedelinin kime yükleneceği konusu belirsizliğini koruyor.
Sıradaki Haber





