YENİ Parti Milletvekili Mahmut Tanal, Silivri duruşma salonundaki fiziksel koşulların ve oturma düzeninin adil yargılanma hakkı ile demokrasi standartları açısından sorunlu olduğunu belirtti.
Silivri duruşma salonundaki elektronik göstergelerde sıcaklığın 24,5 derece, nemin ise yüzde 54 olarak ölçüldüğünü ifade eden Tanal, hukuk devleti ve adalete güven durumunun da bu denli açıklıkla görülebilmesi gerektiğini savundu. Salonun büyüklüğünden ziyade adil yargılamaya sağladığı imkanların önemine değinen Tanal, mahkeme kürsüsü ile izleyiciler arasındaki mesafenin ve salon düzeninin yargılamanın niteliğini etkilediğini öne sürdü.
“Nemi ve sıcaklığı gösteren hassasiyet, adil yargılanma hakkına da gösterilsin!”
Anayasa'da duruşmaların herkese açık olduğu hükmünün yer aldığını hatırlatan Tanal, izleyicilerin mahkeme heyetini, savcıyı ve savunma makamını net bir şekilde görebilmesi gerektiğini ifade etti. Salonun fiziksel yapısı nedeniyle izleyicilerin kimin konuştuğunu ayırt edemediğini ve yargılamayı etkin takip edemediğini belirten Tanal, avukatların mahkeme heyetiyle sağlıklı iletişim kurabilmesi için yüz yüzelik ve doğrudanlık ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini dile getirdi.
Salon içerisinde bulunan iki büyük ekranın ve ses sistemlerinin, en arkadaki izleyicinin dahi yargılamayı anlaşılır şekilde takip etmesine imkan tanıyıp tanımadığı sorusunu yönelten Tanal, Adalet Bakanlığına çağrıda bulundu. Bakanlığın salonun her bölümündeki görüş ve işitme koşullarını incelemesi, oturma düzenini, ses ve görüntü sistemlerini savunma ile kamuoyunun etkin katılımına uygun hale getirmesi gerektiğini belirtti.
Kaynaklar

SİLİVRİ’DE SICAKLIK ÖLÇÜLÜYOR; ADALETİN, HUKUKUN, DEMOKRASİNİN DURUMUNU KİM ÖLÇÜYOR? Silivri duruşma salonundayız. Duvardaki elektronik gösterge her şeyi açıkça bildiriyor: 4 Kasım 2026, saat 10.12.42. Sıcaklık 24,5 derece. Nem yüzde 54. Keşke hukuk devletinin, adalete güvenin ve demokrasinin durumunu da aynı açıklıkla görebilsek. Bir de salonun fotoğrafına bakın: Uzanıp giden sıralar, korkuluklarla ayrılmış bölümler, uzakta kalan mahkeme kürsüsü… Burası bir duruşma salonu. İnsanların özgürlüğünün, geleceğinin, hayatının konuşulduğu yer. Salonun büyüklüğüyle değil, adil yargılamaya sağladığı imkânla övünebilirsiniz. Anayasa “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır” diyor. Ancak aleniyet, vatandaşı kapıdan içeri alıp uzak bir sıraya oturtmakla amacına ulaşmaz. İzleyici, kimin konuştuğunu ayırt edebilmeli; hâkimi, savcıyı, savunma yapan avukatı görebilmeli; söylenenleri açıkça duyup yargılamayı takip edebilmelidir. Mahkeme kürsüsünün bulunduğu yönü görmek, duruşmayı izleyebilmek anlamına gelmez. Avukatın mahkeme heyetiyle sağlıklı iletişim kurabilmesi, sanığın yargılamayı anlayabilmesi, müdafiiyle iletişiminin korunması gerekir. Yüz yüzelik, doğrudanlık ve savunmanın etkin katılımı, salon düzeni kurulurken gözetilmesi gereken temel ihtiyaçlardır. Fotoğrafta iki büyük ekran görülüyor. Peki bu ekranlar duruşma sırasında konuşan kişiyi anlaşılır biçimde gösteriyor mu? Ses her noktaya açık ve kesintisiz ulaşıyor mu? En arkadaki izleyici de yargılamayı gerçekten takip edebiliyor mu? Bu soruların cevabı, “Salon çok büyük” denilerek geçiştirilemez. Adalet Bakanlığına çağrımdır: Salonun her bölümündeki görüş ve işitme koşullarını inceleyin. İzleyiciyle mahkeme kürsüsü arasındaki mesafeleri açıklayın. Oturma düzenini, ses ve görüntü sistemlerini savunmanın ve kamuoyunun duruşmayı etkin biçimde takip edebileceği şekilde düzenleyin. Duvarda “Adalet mülkün temelidir” yazıyor. O sözün gereği, salonun her köşesinde hissedilmelidir. Nemi ve sıcaklığı gösteren hassasiyet, adil yargılanma hakkına da gösterilsin! Adaletin sesi herkes tarafından duyulsun; adaletin işleyişi herkes tarafından görülebilsin.
11:20 · 4 Kasım 2026Kesinleşen: Mahmut Tanal, Silivri duruşma salonundaki düzenin adil yargılanma hakkı açısından sorunlu olduğunu ileri sürdü.
Sıradaki Haber







