CHP Milletvekili Yankı Bağcıoğlu, Mekke Anlaşması'nın Türkiye için stratejik riskler ve tehditler oluşturduğunu savundu. Bağcıoğlu, Yemen makamlarının açıklamalarının İran, Hizbullah ve Husiler arasındaki askeri koordinasyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Husilerin Somali'deki Eş-Şebab terör örgütü ve deniz haydutlarıyla iş birliği yaptığına dair iddiaların dikkat çektiğini belirten Bağcıoğlu, bölgedeki değişken ittifakların Türkiye'yi tehdit edebileceğini öne sürdü.
Yemen'de on yılı aşkın süredir devam eden savaşın sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini belirten Bağcıoğlu, Husilerin Suudi Arabistan ile temaslarda 51 milyar dolar tazminat ve resmi tanınma talep ettiğini bildirdi. Husilerin askeri bir zafer kazanmasına gerek kalmadan, çatışmayı uzatarak Riyad'ı yıpratabileceğini söyleyen Bağcıoğlu, Türkiye'nin sonu belirsiz bir yıpratma savaşının parçası olmaması gerektiğini savundu.
“Türkiye, sonu belirsiz bir yıpratma savaşının parçası olmamalıdır!”
ABD'nin İran savaşındaki uçak kayıplarının yaklaşık yüzde 70'inin yerde, askeri personel kayıplarının çoğunun ise üslerde gerçekleştiği bilgisinin bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade eden Bağcıoğlu, Yemen'de savaşılmasa dahi Suudi Arabistan'daki askeri üslerin hedef olabileceğini ileri sürdü. Bu gerekçeyle, bölgeye Türk kara birlikleri ile kaybedilmesi halinde yerine yenilerinin konulmasında güçlük yaşanabilecek muharip uçaklar, havadan ihbar ve kontrol uçakları ile tanker uçakların gönderilmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin bölgedeki tüm aktörlerle temas kurabilen diplomatik gücünün stratejik bir avantaj olduğunu kaydeden Bağcıoğlu, ülkenin çatışmanın tarafı olmak yerine diplomasi, savunma sanayii, ortak üretim, askeri eğitim ve teknik destek yoluyla bölgesel güvenliğe katkı sağlaması gerektiğini savundu.
Kaynaklar

MEKKE ANLAŞMASI: TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK RİSKLER VE TEHDİTLER! 1/ Yemen makamlarının açıklamaları, İran-Hizbullah-Husi askerî koordinasyonunu ortaya koyuyor. Husilerin Somali'deki Eş-Şebab terör örgütü ve deniz haydutlarıyla iş birliği yaptığına ilişkin iddialar da dikkat çekiyor. 2/ Bölgedeki değişken ittifaklar ve çatışan çıkarlar, Türkiye'nin maruz kalabileceği tehditleri artırıyor. 3/ On yılı aşkın süredir devam eden Yemen savaşının yalnızca askerî yöntemlerle sonuçlandırılamayacağı ortadadır. Husilerin Suudi Arabistan’la temaslarda 51 milyar dolar tazminat ve resmî tanınma talep ettiği bildiriliyor. 4/ Husilerin askerî zafer kazanması gerekmiyor; çatışmayı uzatarak Riyad’ı yıpratmaları yeterli. Türkiye, sonu belirsiz bir yıpratma savaşının parçası olmamalıdır! 5/ ABD’nin İran savaşındaki uçak kayıplarının yaklaşık %70’inin yerde, askerî personel kayıplarının çoğunun ise üslerde gerçekleştiği yönündeki bilgiler önemli bir uyarıdır. Yemen’de savaşılmasa bile Suudi Arabistan’daki askerî üsler hedef olabilir! 6/ Bu nedenle, bölgeye Türk kara birlikleri ile kaybedilmeleri hâlinde yerlerine yenilerini koymakta ciddi güçlük yaşayacağımız muharip uçaklarımız, havadan ihbar ve kontrol uçaklarımız ve tanker uçaklarımız gönderilmemelidir. 7/ Bölgedeki hemen bütün aktörlerle temas kurabilen Türkiye’nin diplomatik gücü önemli bir stratejik avantajdır. 8/ Türkiye, çatışmanın tarafı olmak yerine diplomasi, savunma sanayii, ortak üretim, askerî eğitim ve teknik destek yoluyla bölgesel güvenliğe katkı sağlamalıdır.
10:29 · 5 Kasım 2026Kesinleşen: Yankı Bağcıoğlu, Mekke Anlaşması'nın Türkiye için stratejik riskler barındırdığını savundu.
Sıradaki Haber






